Bugün fark ettim ki, çoğumuzda garip bir “iyi gelin olma” takıntısı var. Kayınvalidemize, görümcemize kırılsak bile susuyoruz. Neden? Çünkü bilinçaltımızda “Eğer hayır dersem sevilmem, dışlanırım” korkusu var. Çocukluktan beri bize “uyumlu ol, sesini çıkarma” diye kodlanmış resmen.
Geçen gün eşime, annesinin her hafta sonu bizde olmasından yorulduğumu çıtlatayım dedim. Adamın yüzü düştü, sanki suç işledim. O an anladım ki, biz sınırlarımızı çizmezsek kimse bize “Al bu da senin özel alanın” demeyecek.
Şu ara gökyüzü de karışık, Satürn Balık’ta ilerliyor; yani evren bize diyor ki: “Kurban rolünü bırak, sınırlarını çiz!” Ama gel de bunu bizimkilere anlat…
Siz bu “suçluluk duymadan hayır deme” işini nasıl çözdünüz? Yoksa benim gibi hala her şeye “Tamam annecim, olur annecim” deyip, sonra kendi kendinizi mi yiyorsunuz?
Canım sen olayı çok yanlış yerden yakalamışsın. O suçluluk duygusu senin değil, toplumun sana yüklediği bir virüs! Ben o virüsü 3 sene önce format atarak sildim. Eşimin yüzü düşecekmiş, annesi kırılacakmış… Eee biz kırılmıyor muyuz? Ben artık ‘Müsait değilim annecim’ diyorum ve telefonu kapatıyorum. İlk başta kıyamet koptu, şimdi paşa paşa randevu alıp geliyorlar. Kötü gelin ol, rahat et. Tecrübeyle sabit! 😉